21 Ekim 2009 Çarşamba
Gönlü geniş ve ruhu gezgin sufi meşreplilerin kırk kuralı ( ELİF ŞAFAK - AŞK )
2. kural: Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun,omzun üstünde ki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol silenlerden değil !
3. kural: Kur’an dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahiri manadır. Sonra ki batıni manadır. Üçüncü batıninin batınisidir. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayetsiz kalır tarif etmeye.
4. kural: Kainattatki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil, her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi, onu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa, sonsuza dek O’nda kalır.
5. kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. Aman sakın kendini diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği:
Bırak kendini, ko gitsin; akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
6. kural: Şu dünyadaki çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk konusunda dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.
7. kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.
8. kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! istediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.
9. kural: Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.
10. kural: Ne yöne gidersen git, doğu,batı,kuzey ya da güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.
11. kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Ssenden yepyeni ve taptaze bir sen zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.
12. kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.
13. kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı, hoca ,şeyh, şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.
14. kural:Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
15. kural: Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. Tek tek her birimiz tamamlanmamış birsanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermek için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.
16. kural:Kusursuzdur ya Allah, onu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde belebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir , ne layıkıyla sevebilirsin.
17. kural: Esas kirlilik dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.
18. kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan, dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara, dışında, başkalarında değil ve unutma ki nefsini bilen Rabb’ini bilir. Başkalarıyla değil sadece kendiyle uğraşan insan sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır
19. kural:Başkalarından saygı,ilgi ya da sevgi bekliyorsan önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı, sevin. Yakında gül yollayacak demektir.
20. kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir.
Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

21. kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi,hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek,kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hakk’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.
22. kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdimi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.
23. kural : Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı , kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir , ya kıymet bilmeyiz.
Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadırne tefritte. Sufi daima orta yerde…
24. kural : Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzünde ki halifesi olduğunu hatırlayarak , buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.
25. kural : Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an da burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
26. kural : Kainat yekvücud, tek varlıktır. Herşey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti herkesin yüzünü güldürebilir.
27. kural : Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır, şer çıkarsa sana gerisin geri şer yankılanır.
Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin herşey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.
28. kural : Geçmiş zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu anın hakikatini yaşar.
29. kural : Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle”deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.
30. kural : Hakiki sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez.
Sufi kusur görmez kusur örter.
31. kural : Hakk’a yakınlaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık, kimi ayrılık acısı çeker, kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bunda ki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise ,ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.
32. kural : Aranızda ki perdeleri tek tek kaldır ki Allah’a saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama !
33. kural : Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen hiç ol! Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl ki çömleği tutan dışında ki biçim değil içinde ki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil hiçlik bilincidir.
34. kural : Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.
35. kural : Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Allah’a inanmayan kişi ise içinde ki inananla. İnsan-ı kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.
36. kural : Hileden,desiseden endişe etme. Eğer birileri sana tuzak kuruyor, sana zarar vermek istiyorsa, Allah da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer. O’nun bilgisi dışında yaprak bile kıpırdamaz. Sen sadece buna inan !
37. kural :Allah kılı kırk yaracak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır; bir de ölmek zamanı.
38. kural : Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım ? Diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.
Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa,yazık !
Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
39. kural : Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden her hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz. Her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.
Ölen her sufi için bir sufi daha doğar.
40. kural : Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma!Ayrımlar ayrımları doğurur. Aşk’ın hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde ya da dışındasındır, hasretinde..
Başkasından Önce Kendine Saygı Duymak
Çevresindekilere saygısız davranmaya başlıyorlar.
İnsanların düşüncelerini önemsememek farklı saygı duymamak farklı.
İnsanlar hayatlarınız hakkında yorum yapabilirler ama sizi etkilemez bu yorumlar, çoğu zaman etkilememelidir de...
Fakat iş karşı tarafa gösterilen minimum saygıya gelince işlerin biraz seyri değişiyor.
Bugünlerde o kadar çocuksu tavırlara mağruz kalıyorum ki yakında filozof olup çıkabilirim.
Twilight Serisi
2 Ekim 2009 Cuma
Bugün Benim Doğumgünüm:)
Beklemediğim insanlardan telefonlar geldi:) ve onlara olan kırgınlıklarım uçtu gitti:)
En güzel hediyeyi yeğenimden aldım, hayatım boyunca bu kadar güzel bir hediye almamıştım:) Halasının kuzusu iyiki varsın.
29 Eylül 2009 Salı
Dengesizlik İnsanoğlunun En Büyük Özelliği Olsa Gerek...
Kendi içlerinde halledemedikleri sorunlardan dolayı dışarı agresifleşmeye başlıyorlar.
Sağlam karakterli olamayanlar mı yoksa konuşunca kendine engel olamamaktan korkanlar mı...
Ama yine de canımın sıkkın olmasına engel olamıyorum.
28 Eylül 2009 Pazartesi
The Ugly Truth


18 Haziran 2009 Perşembe
...
Ama umutmuş asıl yaralayan ve acı çektiren...
5 Mayıs 2009 Salı
19 Ocak 2009 Pazartesi
Vicky Cristina Barcelona
Herkesin içinde çatlak bir yan vardır ya onu hatırlatıyor bana.
Filme gelince Barcelonayı top şehirlerim içine koymama sebep oldu. İnsanlar ve mekanlar Akdeniz insanı olması dolayısıyla ne kadar da çok benziyor bizlere
15 Ocak 2009 Perşembe
Bazen İnsan

Bazen insan çiçek gibidir mevsimlerle yaşamayı bilmez
Bazen insan nehir gibidir sonsuza akar geri dönmez
Bazen insan güneş gibidir hayatın gücünü bilen
YAŞAR KURT & ARTO TUNÇBOYACIYAN
Bir Şehnaz Oyun (Müzikli Oyun)
En derin acıların bile zamanın yoğurduğu hamur içinde giderek bir gülümsemeye dönüştüğüne, hepimiz – kendi hayatımız içinde de – tanık olmuşuzdur. Yüzyılların imparatorluğunun perdesini bir daha açılmamak üzere kapatacak olan sürprizlerin yaşandığı İstanbul’ dayız. İstanbul’ daki son büyük cümbüşte.. “Şu Çılgın Türkler” in yazarından bir tiyatro başyapıtı.. “Güzel hanımlar, zarif beyler.. hoş geldiniz.. Herkes yerini alsın, başlıyor gösterimiz.İki perde, tekmili birden.. Saz, caz, bando, mızıka, raks, dans, pantomima,. Yaşasın müdüriyet.. Bir de cabadan ön oyun.. Bugün her şey bol kepçe.. Ne hikmetse.. Sözü özü güzel hanımlar, zarif beyler; sürmeli, gamzeli, işveli, cilveli, inanmazsanız buyrun..”P.S.:Bu arada müzikleri inanılmazdı, CEM İDİZ'e teşekkürler
14 Ocak 2009 Çarşamba
Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi
vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı....
Kedilere ağladık
Kuşların yasını tuttuk.
Yüreğimizin yufkalığı
Kimi zaman hayat karşısında
Bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir
İnsanın insana yanması
Sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın
Yılmaz GÜNEY
LAVINIA
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Özdemir ASAF
Üçüncü Şahsın Şiiri
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım
Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım
Attila İlhan
Seni Düşünmek
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.
NAZIM HİKMET
13 Ocak 2009 Salı
Yeni Türkü Konseri
Olmuyor
Gözlerini açsan penceremden baksan
Güneş yüzüme doğsa
Hayat bayram olsa ya da yarın hiç olmasa
Gözlerini açsan penceremden baksan
Yüzüne hüzün doğsa
Olmuyor istediğimiz gibi olmuyor
Genellikler içindeyiz öznellik görünmüyor
Sözün dilim olsa ya da neden hiç olmasa
Ellerimi açsam gözlerimden baksan
Yoluna güneş doğsa
Olmuyor istediğimiz gibi olmuyor
Genellikler içindeyiz öznellik görünmüyor
12 Ocak 2009 Pazartesi
9 Ocak 2009 Cuma
Aşk Kırıntıları
al içine tekrar derinine sakla, kat kasırgana
yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz
yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında
yürürüm ipte,ağım yokken hem de, kopkoyu içim
inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için
neyim var ki sanki senden başka
hadi son bikez ceplerini yokla aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz
aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında
aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında
Teoman (Renkli Rüyalar Oteli Albümü)
HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu
yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
NAZIM HİKMET
Sen önemlisin.. Hem de nasıl..
Havalar iyice soğumadan bu keyfi yaşamak için elimden geleni yapıyorum
Sabah erkenden kalktım gene
Zeytin, Kevin, Cindy ve Zeyno her zaman olduğu gibi bahçe kapısının önünde toplanmış bekliyorlar
Kapıyı açar açmaz beni bırakıp hemen yana koşuyorlar
Orada dört tane boş mama çanağı var biliyorlar ve benim bu dört çanağı doldurmak üzere kapıyı açtığımı da biliyorlar
Mamaları döküyorum, bir süre onların büyük bir hırs ve iştahla, kıtır kıtır yemelerini seyrediyorum
Sonra bir elime kahvemi, bir elime gazetemi alıp tentenin altındaki rejisör koltuğuna oturuyorum
İşte günün en keyifli anı
Dün sabah ayrı keyifliydi
Dedim ya yağmur yağıyordu
Yağmurda toprağın ve çimin kokusu bir başka oluyor
Ve yağmurun hışırtısı
Ve de etraftaki o yeşilden kızıla renk cümbüşünden kopup gelen sarı yaprakların görüntüsü
Bir yaprak tam da kucağıma düşmez mi?
Alıp yere atmaya kıyamadım inanır mısınız, o kadar güzeldi
Kurumuş
Ama ıslak
Gazeteyi aldım elime
Sayfaları çeviriyorum
Servet'e takıldı gözüm
Servet Gürbüz'e
İster inanın, ister inanmayın
Son sayfada "Hayata Dair" başlığı altında hergün felsefe incileri dizen Servet, bakın dün ne yazıp çizmişti
Bir çocuk yere bakıyor
Yerde rüzgârda sürüklenerek gelen bir sarı yaprak
Ve Servet diyor ki
"Sen önemlisin! Bir yaprağın bile sana gelmesi için evrenin bütün kanunları birlikte hareket ediyor." Hiç ama hiç aklıma getirmemiştim bugüne dek, bu yaprağın nasıl kopup bana geldiğini
Kucağımda hâlâ duran ıslak yaprağa baktım ve ilk defa düşündüm, kaç doğa yasasının gerektiğini
Sonbaharda bitkilerin odunsu borularının kapanması ve artık köklerden aldığı suyu yukarı taşımaması bir yasa
Bu kapanma sonunda kuruyor yapraklar
Renklerinin yeşilden bu cümbüş içinde sarıya dönüşmesi ayrı bir yasa tabii
Tepedeki yerinden kopan yaprağın aşağı düşmesi, Newton Yasası
Bunu biliyorum işte
Yer çekimi
Ama niye dibine düşmüyor hemen de uçuyor
Havanın kaldırma gücünün, tonlarca uçağı uçuran karmaşık yasaları var ya
İşte o yüzden
Peki niye bana doğru geliyor?
Rüzgâr
Onun oluşum yasaları daha da karışık
Alçak basınç, yüksek basınç, havanın hareketlenmesi ve saire, ve saire
Tam da kucağıma düşmesi için başka sebep yok mu?
Olmaz olur mu?
Yağmur
Islak ya yaprak
Daha ağır dalından koptuğundan
Daha az uçuyor havada
Daha çabuk düşüyor
Peki yağmur ne?
Isınan suyun buharlaşması
Buharlaşan suyun gökte soğuk tabakaya çarpıp yeniden sıvı hale dönüşmesi
Al sana bir sürü yasa daha
Ve de bunların hepsi, ama hepsi öyle bir araya geliyor, öyle bir ortak güç oluşturuyorlar ki, saçaktan kopan yaprak gelip tam benim kucağıma oturuyor
Şimdi söyleyin bakalım
Ben gerçekten çok önemli değil miyim?
Gazeteye gelir gelmez, Servet'in bir gün evvel masama bıraktığı iki kitabı aradım. Bu köşedeki felsefe incilerini kitapçık halinde derlemiş
"Güzel Bir Şey Söyle"
ve de "Gülümseyin" Laf aramızda bu kitabı da mutlak alın ve el altında bulundurun. Sevgilinizle, dostlarınızla bir arada iken, aynen benim gibi yapar eğlenirsiniz. Yalnızsanız bu defa aynen böyle yapıp düşüncelere dalarsınız
Hani kitaplardan fal tutulur ya
Rasgele bir sayfa açtım
"Hayatın boyunca 100 kişi tanıdın, beş tanesi gerçek dostun oldu. Bu orana göre eğer dünyadaki herkesi tanıyabilseydin, 300 milyon dostun olurdu." Nedense aklıma birden "Umutsuz" âşıklar geldi
Terk edilmiş ya da kaybetmiş
"Bitti Benim için bitti Başkasını bulamam artık" diyen, hatta, hatta karamsarlıklarını ölümü düşünmeye vardıran kişiler
Oysa kaç kişi içinde buldular aşkı
100 kişi tanıdılar belki
Birinde gerçek aşkı buldular
Dünyadaki herkesi tanıma şansları olsaydı, ayni hesapla tam 30 milyon gerçek aşk bulmaları mümkün olurdu
Aşk hesaba gelir mi?
"Gelmez" deseniz bile, açıkça ortaya çıkıyor ki, "Umutsuz" diye de bir durum da yok
Tersinden düşünün
"Tek Eşi bulunmaz Benzersiz" aşkı nasıl buldunuz?.
Bir tesadüf değil mi, eninde sonunda
O tesadüf olmasa
O kentte olmasaydınız?
O okulda okumasa ya da o tatile, o seyahate çıkmasaydınız, aşksız mı kalacaktınız hayat boyu
Gene başa dönüyoruz
Evrenin bütün yasaları bir araya geldi ve yaprak benim kucağıma düştü
Niye kucağıma düştü?.
Bu yüzlerce karmaşık yasa yüzünden mi?
Hayır
Yetmez
Asıl sebep
Çünkü ben o an oradaydım
Ben orda olduğum için o yaprak kucağıma düştü, önem kazandı, milyarlarca yapraktan ayrıldı ve yazı konusu oldu
Yani önemli olan benim
Yaprak değil
Önemli olan sizsiniz dostlarım
Önemli olan sadece siz
Geri kalan her şey sizin değer verdiğiniz kadardır!
HINCAL ULUÇ








