9 Ocak 2009 Cuma

Aşk Kırıntıları

yaklaştırsana yavaş yavaş kendini bana
al içine tekrar derinine sakla, kat kasırgana
yalan söyleme bak gözlerime bitmiş olamaz
yokla ceplerini aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz

aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında
yürürüm ipte,ağım yokken hem de, kopkoyu içim
inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için
neyim var ki sanki senden başka
hadi son bikez ceplerini yokla aşk kırıntıları kalmış olmalı biraz

aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında
aşk kırıntısıyla doymaktansa tek başıma aç kalırım bu hayatta
paylaşacak bir şey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında

Teoman (Renkli Rüyalar Oteli Albümü)

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi
halin cezanda indirim sağlamaz.


Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu
yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur
aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.


Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak"
yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası....


Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

NAZIM HİKMET

Sen önemlisin.. Hem de nasıl..

Yağmurlu bir günde bahçe keyfi bir başka oluyor
Havalar iyice soğumadan bu keyfi yaşamak için elimden geleni yapıyorum
Sabah erkenden kalktım gene
Zeytin, Kevin, Cindy ve Zeyno her zaman olduğu gibi bahçe kapısının önünde toplanmış bekliyorlar
Kapıyı açar açmaz beni bırakıp hemen yana koşuyorlar
Orada dört tane boş mama çanağı var biliyorlar ve benim bu dört çanağı doldurmak üzere kapıyı açtığımı da biliyorlar
Mamaları döküyorum, bir süre onların büyük bir hırs ve iştahla, kıtır kıtır yemelerini seyrediyorum
Sonra bir elime kahvemi, bir elime gazetemi alıp tentenin altındaki rejisör koltuğuna oturuyorum
İşte günün en keyifli anı
Dün sabah ayrı keyifliydi
Dedim ya yağmur yağıyordu
Yağmurda toprağın ve çimin kokusu bir başka oluyor
Ve yağmurun hışırtısı
Ve de etraftaki o yeşilden kızıla renk cümbüşünden kopup gelen sarı yaprakların görüntüsü
Bir yaprak tam da kucağıma düşmez mi?
Alıp yere atmaya kıyamadım inanır mısınız, o kadar güzeldi
Kurumuş
Ama ıslak
Gazeteyi aldım elime
Sayfaları çeviriyorum
Servet'e takıldı gözüm
Servet Gürbüz'e
İster inanın, ister inanmayın
Son sayfada "Hayata Dair" başlığı altında hergün felsefe incileri dizen Servet, bakın dün ne yazıp çizmişti
Bir çocuk yere bakıyor
Yerde rüzgârda sürüklenerek gelen bir sarı yaprak
Ve Servet diyor ki
"Sen önemlisin! Bir yaprağın bile sana gelmesi için evrenin bütün kanunları birlikte hareket ediyor." Hiç ama hiç aklıma getirmemiştim bugüne dek, bu yaprağın nasıl kopup bana geldiğini
Kucağımda hâlâ duran ıslak yaprağa baktım ve ilk defa düşündüm, kaç doğa yasasının gerektiğini
Sonbaharda bitkilerin odunsu borularının kapanması ve artık köklerden aldığı suyu yukarı taşımaması bir yasa
Bu kapanma sonunda kuruyor yapraklar
Renklerinin yeşilden bu cümbüş içinde sarıya dönüşmesi ayrı bir yasa tabii
Tepedeki yerinden kopan yaprağın aşağı düşmesi, Newton Yasası
Bunu biliyorum işte
Yer çekimi
Ama niye dibine düşmüyor hemen de uçuyor
Havanın kaldırma gücünün, tonlarca uçağı uçuran karmaşık yasaları var ya
İşte o yüzden
Peki niye bana doğru geliyor?
Rüzgâr
Onun oluşum yasaları daha da karışık
Alçak basınç, yüksek basınç, havanın hareketlenmesi ve saire, ve saire
Tam da kucağıma düşmesi için başka sebep yok mu?
Olmaz olur mu?
Yağmur
Islak ya yaprak
Daha ağır dalından koptuğundan
Daha az uçuyor havada
Daha çabuk düşüyor
Peki yağmur ne?
Isınan suyun buharlaşması
Buharlaşan suyun gökte soğuk tabakaya çarpıp yeniden sıvı hale dönüşmesi
Al sana bir sürü yasa daha
Ve de bunların hepsi, ama hepsi öyle bir araya geliyor, öyle bir ortak güç oluşturuyorlar ki, saçaktan kopan yaprak gelip tam benim kucağıma oturuyor
Şimdi söyleyin bakalım
Ben gerçekten çok önemli değil miyim?
Gazeteye gelir gelmez, Servet'in bir gün evvel masama bıraktığı iki kitabı aradım. Bu köşedeki felsefe incilerini kitapçık halinde derlemiş
"Güzel Bir Şey Söyle"
ve de "Gülümseyin" Laf aramızda bu kitabı da mutlak alın ve el altında bulundurun. Sevgilinizle, dostlarınızla bir arada iken, aynen benim gibi yapar eğlenirsiniz. Yalnızsanız bu defa aynen böyle yapıp düşüncelere dalarsınız
Hani kitaplardan fal tutulur ya
Rasgele bir sayfa açtım
"Hayatın boyunca 100 kişi tanıdın, beş tanesi gerçek dostun oldu. Bu orana göre eğer dünyadaki herkesi tanıyabilseydin, 300 milyon dostun olurdu." Nedense aklıma birden "Umutsuz" âşıklar geldi
Terk edilmiş ya da kaybetmiş
"Bitti Benim için bitti Başkasını bulamam artık" diyen, hatta, hatta karamsarlıklarını ölümü düşünmeye vardıran kişiler
Oysa kaç kişi içinde buldular aşkı
100 kişi tanıdılar belki
Birinde gerçek aşkı buldular
Dünyadaki herkesi tanıma şansları olsaydı, ayni hesapla tam 30 milyon gerçek aşk bulmaları mümkün olurdu
Aşk hesaba gelir mi?
"Gelmez" deseniz bile, açıkça ortaya çıkıyor ki, "Umutsuz" diye de bir durum da yok
Tersinden düşünün
"Tek Eşi bulunmaz Benzersiz" aşkı nasıl buldunuz?.
Bir tesadüf değil mi, eninde sonunda
O tesadüf olmasa
O kentte olmasaydınız?
O okulda okumasa ya da o tatile, o seyahate çıkmasaydınız, aşksız mı kalacaktınız hayat boyu
Gene başa dönüyoruz
Evrenin bütün yasaları bir araya geldi ve yaprak benim kucağıma düştü
Niye kucağıma düştü?.
Bu yüzlerce karmaşık yasa yüzünden mi?
Hayır
Yetmez
Asıl sebep
Çünkü ben o an oradaydım
Ben orda olduğum için o yaprak kucağıma düştü, önem kazandı, milyarlarca yapraktan ayrıldı ve yazı konusu oldu
Yani önemli olan benim
Yaprak değil
Önemli olan sizsiniz dostlarım
Önemli olan sadece siz
Geri kalan her şey sizin değer verdiğiniz kadardır!

HINCAL ULUÇ